canlarım ciğerlerim

14 Ocak 2015 Çarşamba

anlık mutluluklar koca pişmanlıklar

Anlamlı aslında her şey biraz biraz biz anlamıyoruz. Caddede koşturan sokak köpeklerinden tut yukarıda uçan kuşlarımıza, kanımızı içen pis sivrisineklerin bile bir anlamı var. Ama bi o kadar da anlayışsızız koca dünyada, perdelerimizle mutluyuz, arkasını görmek istemediğimiz nedenlerle yaşıyoruz ve hiç mi hiç mutlu olamıyoruz. Neden mi hepimiz koca koca yalancılar olmuşuz da ondan. Ama en acıtanı da kendimizi kandırmalarımız yalanlarımıza ilk kendimizi inandırmamız.
Dakikalık mutluluklara koca pişmanlıkları değişiyor günümüzde insanoğlu. O kadar yalan dolu günler ve bi o kadar da maske takınmış insanların arasında bazen hiç gelmeseydik maymundan ya da herneyse kalsaydık saf mutlu homosapiensler olarak diyorum. Ne bileyim öğrenmeseydik kandırmacaları. Neyse ki biraz olsun kaldı içimizde o ilkel adam ve kadından, o saf duygulardan, sevmek ve sevilmekten... Bakıyorum da yine de saf değil en içten duyguluarımıza bile birar amaç yükleyebiliyoruz, o güzelim kalp atışlarımızı heyecanımızı şartlandırıyoruz koca bi tiyatro gibi oynuyoruz herkese, her birine başka başka senaryolar... Ezberlerimiz o kadar kuvvetliki duygularımızı bir nefeste tükürüp atıyor. Sol yanağına elini koymuş yaşlı gözlerle dalıp gitmiş hanım çekti dikkatimi en kıyadaki masada. Tadını bir türlü sevemediği birasından zorlana zorlana bi iki yudum daha akıttı boğazından ve masaya da bir kaç damla... Bir yerden tanıdık geliyordu bu yüz ama nereden? Bir kaç süzdükden sonra hatırladım kendini kandıran bir kimsemiz daha, hoşgeldin kocaman yalnız pişmanlığına. Geçen sene yazın gelmişti bu hanım, o zaman çok daha ağır bir makyajı dikkat çeken de bir elbisesi vardı üzerinde. Sonra yanaştı kocaman pahalı bir araba içinden iniverdi ışıl ışıl zengin adam. Kendine güveni bol, ağır başlı gayet şık beyefendi oturdu güzel hanımın masasına. İlk buluşmalarıydı hatırlıyorum, tereddütle baktı pahalı takımın içindeki yaşlı adama. Adam viski sipariş etti, kadın da ağır bir kokteyl söyledi. Bir kaç tanışma cümlesi sonra da sahte gülücükler başladı, iki insan da o kadar sahteydi ki ne sevmek vardı ne sevilmek. İkisi de farklı amaçlar, farklı tatların peşindeydi. Adamı tek ilgilendiren elbisenin içi, kadını tek ilgilendiren bir kurtuluş yolu, belki pahalı bir hayattı. Devam ettiler alkolün de etkisiye daha katlanılabilir oldular birbirlerine. Sonra elele bindiler büyük pahalı arabaya. Bir kaç kez daha geldiler ama bu sefer sahte gülücükleri yoktu yanlarında, sade gerçek bir kaç tartışma yalnızca. Anlık mutluluklar kocaman pişmanlıklara sürüklüyor bizi ve bazen o kadar hızlı koşuyoruz ki yolun sonunu bile bilmeden koşuyoruz ve düştüğümüzde cevabını bildiğimiz soruyu soruyoruz kendimize hep, neden?..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder