canlarım ciğerlerim
18 Aralık 2014 Perşembe
Acıtan gülümseme
Birkaç yol vardır önümüzde seçmek bizim küçük ellerimize kalmıştır, bakış açılarımıza göre uzun, kısa, zor, kolay ve karmaşık diye değişir bu yollar. Şahsen ben karmaşıklığı seçtiğimi hissetmekteyim. Önündeki dolu bardaklara boş bakan insanlar görmek bazen daha yolunu seçememiş kimseleri yansıtıyor küçük çirkin gözbebeklerime. Bazıları seçilmiş insanlardır, bu çirkin gözlere yansıyanlar tek başlarına saatlerini düşünce sellerine uzun sessizlikleriyle derin derin dalıp çıkmaktadırlar. Bazen o kadar derin dalarlar ki ve bir o kadar da boşaltırlar alkol dolu bardaklarını bu kimseler. İşte onlardan buldum bile bir tane. Bizim orta yaşı geçkin, güzelliğini çirkin insanlarla eskitmiş bir ablamız var burada, adına Necla Abla diyelim varsın. Oturur düşünür düşünür ve dönüşür biraz olsun gülümser kaderine alaycı bir gülümsemeyle. Komik gelir bazen acılar insana, vay be hiç aklıma gelmezdi, dedirtir insana. İşte o gülümsemeyle bu aynısıydı herkesin bildiği o acı veren gülümseme. Aslında pek farketmemiştim ben bu Necla Ablamızı, ta ki bir gün alkolün kanına fazla fazla karıştığı bir saatte, 'yavrum benim masam ne taraftaydı?' diye, sorana kadar. Neden bu kadar içiyordu, içmeyi sevdiği için mi yoksa boşluğunu dolduran tek şey içkisi miydi artık? Merak etmişimdir Necla Abla'ya o acı veren gülümsemenin nedenini. Bir gün yine çok doldurdu boşluğunu Necla Abla, yani çok içti ama yine de cevap vermedi içindeki cevap isteyen sorular. O sırada düzgün basamadığı cep telefonundaki tuşlara basmamı rica etti benden, Erol'u ara, dedi. Emin misin? dedim . Yüzüme bakıp kederle fısıldadı, 'ben hiç emin olmadım yavrum' ,dedi. Tüylerimi diken diken eden bu karasızlık kararlısı ablaya yardımcı oldum, aradım Erol'u. Başka şeyler duymak isteyen bir kulağa konuştu, 'arama beni!' çıktı telefondan net bir öfkeyle ve kapandı. Tekrar arattı ve tekrar arattı Necla Abla. O, koca boş adamı aradıkça ben üzüldüm çaresizliğine. Sonunda ısrarı son bulmuştu bıraktı telefonunu masaya ve yine gülümsedi. Bütün acısını kusarcasına hesabı ödedi, teşekkür etti ve giderken kulağıma fısıldadı Necla Abla, 'sen çok sevme yavrum' diye, 'hele ki başkasının sevdiğini hiç sevme!' Bilmeden anlattı bana o acı gülümsemeyi, küçük elleriyle seçtiği size hiç bahsetmediğim yanlış yolu. Karmaşık, uzun, zor ve en acıtan yoldu Necla'nın seçtiği. Gözlerim doldu o kalabalığın sesinde masaların arasında yine yalnızlığı bulmuştu bu çirkin gözler...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder