canlarım ciğerlerim

8 Aralık 2014 Pazartesi

ŞEFİM Bİ BAKAR MISIN?

Herkes hakkettiğini bulur peki ya hakketmediklerimiz? Onlardan bahsetmez kimse çünkü adaletsiz dünyanın adil insanlarıyız. Bazı bazı karman çorman sesler arasından bir iki cümle duyuyorum, bazen saçma olanları eliyorsun mesela dövme yaptırcam ne yaptırsam, falcıya gittim, arabayı satıyorum, nasıl terk eder ya  haketmedim ben bunu...Tam bunların arasında 'haketmedim ben bunu' sözü dikkatimi çekti. Bu çocuk neyi haketmedi, neymiş o gözlerini ıslatan, üzüntüleri mi yoksa karşısındakini duygularıyla mı sömürüyor? Hmm bir iki kez küllük değişiminden sonra yapboz gibi birleşiyor kelimeler; bir anda işini gücünü ailesini bırakıp hiç bilmediği bir yere, hiç tanımadığı insanların arasına göçmüş bir çocuk. Sonunu bilmek istemeden kaderini perdelemiş, ezilmiş bir çocuk...Belli ki sevmiş sevilmeye değmeyecek bi kızımızı, derdini anlattığı da karşısındaki mahallenin bakkalıymış. İyi bi abi demekki bizim bu dert sever bakkal abi, teselliyi veriyo alttan üsten ama en klasiklerinden; 'gençsin sen daha, bak benim yaşıma gel neler ögrencen, gülüp geçicen, hem yol yakınken bitmesi iyi olmuş bak neler yaşardın devam etsen' gibisinden. Bence yanlış bişey teselli, insanı yaptığı hatalarla boğuyor biraz da sırtını sıvazladın mı küçük bir damla üzüntü kırgınlık dev dalgalar gibi yıkıp geçiyor. Dert dinleyeceksen biraz daha gaddar olmalısın, ah be bakkal abicim karşındakini yanlışlarıyla kamçılamalısın ki biraz daha terbiye alsın, bu hakketiğini vermeyen hayat karşısında bu çocuğa sen ders vermelisin. Neden bırakıp gidilmiş bu çocuk dedim merak ettim, bira isteyen, kahkaha atıp bağırıp çağırıp gürültü yapan insanların arasında elimde bi tepsiyle öylece durmuş bu ikiliyi izliyormuşum farkedilmeden. Birkaç sipariş kaptım elime ama döndüm yine hüzün saçan masaya, kız başka bi yol seçmiş kendine. Biraz sıkıldım demiş, biraz bunaldım eklemiş sonrada yemiş bizim temiz çocuğu. Belli ki fedakarlıklarıyla beslenmiş, onun için neler yapar onu nasıl şımartır ne kadar sever diye.. Aslında biraz da hoşlanmış ama yetmemiş. Bizim ağlayan çocuk; Emre. Üzüldüm Emre'ye, gözyaşlarını silmek istedim, sarılıp onunla ağlamayı bile hayal ettim azıcık ama olmadı her zamanki gibi insanlar biz garsonları farketmedi ama biz onları fazla fazla farkettik, bazen onlara sevinip bazen onlardan çok üzülüyoruz yaşadıklarına. Ama her sayfada pırıl pırıl yaşayamazsın bi iki kopuk yaprak lazımdır her deftere, birkaç karalama sayfa daha kopartıp attı ve o gün de o kanattı delik deşik sol tarafımı hüzün dolu masadaki emre oğlan...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder